Demirel bana şöyle seslenmişti?

24.06.2015 09:48

Süleyman Demireli kaybettik. Demokrasi tarihimizde önemli bir yere sahip olan Demirelin toplumumuza yaptığı hizmetler ve izlediği politikalar uzun yıllar boyunca bilimadamları tarafından incelenecek ve kayda geçirilecektir.



Yakından tanıma fırsatı bulduğum bu devlet adamını anmak için bir yazı kaleme almaya karar verdiğimde bu işin bu kadar zor olacağını tahmin edemedim. Rahmetli Çağlayangilin “Benim hayatım bir kitap olursa Demirelinki ciltler dolusu ansiklopedidir” ifadesiyle tanımladığı bir kişilikle ilgili yazmak durumundayım. 

Yaşım gereği Demireli ancak ihtilal sonrası tanıdım. Daha önce basından tanıyordum, 1977 seçimlerinde üzerinde fotoğrafı olan kalemleri dağıtmıştım. 1980 ihtilali sonrasında Güniz Sokakta göz hapsindeyken kendisini ziyaret etme şansım olmuştu. O tarihlerde Demireli ziyaret etmek için kapıdaki nizamiyede kimlik bilgileriniz kayda geçiriliyordu. Demirelle görüşmeye gelenler fişleniyor, ilgili yerlere rapor ediliyordu. Herkesin Demirelden vebalı gibi kaçtığı o günlerde birkaç kez evlerinde ziyaret ettim Demirelleri. İlk ziyaretimde kendisine vefalı arkadaşlarıyla bir sohbet ortamındaydı. Elini sıkıp, iyi dileklerimi sunduktan sonra odadan ayrılacakken konuşmasını keserek benim de bir köşede oturmamı istediğini hatırlıyorum, çok sevinmiştim beni de kabul ettiğine...
Demirel, insana çok değer veren bir siyasetçiydi. Düşünün, karşımızda önemli bir mücadele içerisinde olan bir politikacı var ama ufak bir çocuğu bile mutlu etmeyi ıskalamıyor. Demirel, bu şekilde Demirel olmuştur. Özel ziyaretlerimizde Nazmiye Hanımın kendi elleriyle ikramda bulunması ve içten muhabbetleri unutulur gibi değil.
Siyaseti bir gönül bağıyla yaptılar, halkın gerçek hizmetkarlarıydılar. Siyasi yasaklar için yapılan referandumda sahada bir aradaydık. Demokrasinin ülkeye tekrar gelmesi için nasıl koştuğuna şahit oldum. Yol üstündeki tüm yerleşim yerlerine uğrayabilmek için insanüstü bir çalışma içindeydi.
Birlikte koştuğu insanlar bu tempoya ayak uydurmakta zorlanıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam İznik Gölü kıyısındaki Müşküle Köyünde toplanan ahaliye bir konuşma yapmıştı. Otobüsün tam karşısındaki ağacın altında bulduğum bir sandalyeye oturmuştum. Demirel, “Konuşan Türkiyeden”, demokrasinin faziletlerinden söz ederek yasakların kalkmasının ülke gelişiminin ön şartı olduğunu anlatıyordu. Tam o sırada bana doğru baktı ve dedi ki “Demokrasi öyle ağacın altında oturarak kazanılmaz.”
Çok güzel bir mücadeleydi, inanç vardı. Bir avuç insanın kıt imkanlarla yaptığı çalışmalar sonucunda ülkemizde siyasi yasaklar burun farkıyla kaldırıldı.
Çağlayangil haklıymış; Demirel için ciltler dolusu eser yazılabilir. Bizim dahi onunla ilgili yazacak çok şeyimiz vardır. Ama bundan sonrasını araştırmacılara bırakalım.
Süleyman Demireli kaybettik, üzgünüz.
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın...