Yemin Töreni

24.06.2015 09:50

Okulun ilk günü ile Meclis’teki yemin törenleri arasında gizli bir akrabalık var: Jilet gibi giysiler, tıpkı temizlik kokusu gibi, her köşeye sinmiş o özel heyecan, adrenalini yüksek sohbetler.



Arada ne kadar keder, öfke, düşkırıklığı yaşanırsa yaşansın, “ilk gün” törenlerinin, kendine has gücünden kaynaklanıyor bu.
Meclis İdare Amirliği her zamanki gibi, bu yemin törenine de iyi hazırlanmış.
Milletvekili sıralarına nizami biçimde bırakılmış gül demetleri, adeta yeni gelenleri ikna görevini üstlenmiş.
O sıralar, ne açık sırlar gizliyor oysa.
Çok değil, üç ay önce bu salonda, hepimizi potansiyel terörist haline getiren İç Güvenlik Yasası görüşülmemiş, vekilleri ölüm korkusuyla yüz yüze getiren arbedeler yaşanmamış, Örtülü Ödenek Cumhurbaşkanı’na tahsis edilmemiş, Cumhurbaşkanı’nın oğlunun vakfına üniversite kurma hakkı verilmemiş gibi asude bir hava.

***

Basın locasında gazetecilere ayrılan yerler bir buçuk saat öncesinden dolmuş. En stratejik köşelere teleleriyle mevzilenen foto muhabirleri saniye sektirmedi.
Kâh, izleyici localarında aniden görünen CHP liderinin oğlu Kerem Kılıçdaroğlu, kâh vekillerin güllerini toplayıp stenograflara sunan Mahmut Tanal, yahut yemin töreni sürerken Selahattin Demirtaş ile Sırrı Süreyya’nın “çay içmeye” çıkışı gibi anları hiçbiri atlamadı.
1987’den bu yana aktif siyasetin içinde olan ve son yıllarında TBMM Başkanlığı yapan Cemil Çiçek, ilk kez izleyici localarındaydı.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan, danışmanlarıyla birlikte locadaki yerini aldığında saat tam 15.00’ti.
Meclis’in geçici başkanı Deniz Baykal’ın konuşmasını, yoğunlaşmış bir dikkatle dinledi Erdoğan.
Bazı cümlelerde, can sıkıntısı yüz ifadesine yansıdı. Zira adres, dolaylı olsa da kendisiydi:
- Demokrasi, kudret sahiplerinin lütfu değil mecburiyetidir. TBMM yeni bir demokrasi inşa etmenin çoğulcu altyapı şartlarına sahiptir.
- Geçmişte yaşanan gerginliklerin, çatışmaların, dayatmaların sonucunda ortaya çıkan kutuplaşmayı sürdürmenin şartları artık kalmamıştır.
Baykal’ın, bu metni sabah saatlerinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede paylaştığı kulislerde konuşuluyordu.
Açılış konuşmasının can alıcı diğer kısmını, AKP iktidarı ile Gülen cemaatine, ikisinin de adını anmadan eşzamanlı olarak aynı ortak paydada getirdiği eleştiri oldu.
“Din ve inanç örgütlerinin sıcak siyaset ve bürokrasi alanlarında mevzilenmesinin”yanlışlığını vurgulayan Baykal’ın, “Türkiye’de yaşanan acı olaylar ve çevremizdeki savaşlar, çatışmalar bizi bir kere daha laikliğin önemini keşfetmek durumunda bırakmıştır” vurgusu, yeni yasama döneminde kayda geçmesi bakımından önem taşıyor.

***

Dile kolay 13. yıl..
13 yıl sonra ilk kez TBMM, ezici bir sayısal çoğunluğun hükmetmediği bir kompozisyonda açıldı.
Kuvvetler ayrılığının lafta kaldığı, yasama ile yürütmenin iç içe geçerek temel hak ve özgürlükleri askıya aldığı o “matematik” artık yok.
Ama, o “matematik”in bu topluma layık gördüğü antidemokratik yasalar, aklanan büyük yolsuzluklar, memleketteki bütün kamu arazilerinin el değiştirmesini Başbakan’ın keyfine bırakan anayasaya aykırı genelge hâlâ yürürlükte.
Dün yemin ederek görevine başlayan bütün muhalefet milletvekilleri; önceliği, bozulan bu “matematiğin” inşa ettiği, antidemokratik ve rantçı kanun düzenini değiştirmeye vermeli.